22 Nisan 2017 Cumartesi

Sayenizde 5 Paralık Olduk..!!!



Yıl 2012..!!!

Maliye Bakanlığı 413 No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (1*) ile birlikte bir çok bilgi kendilerinde olmasına rağmen yada diğer kamu kurumlarından alabilecekken; içinde elektrik sayaç numaralarının da yer aldığı bir dolu bilgiyi girmemizi istemişti. Bu bilgileri girdiğimiz için ilk yıl 100-TL, sonraki yıllarda da 50-TL. ücret alınacağı da tarifeye konulmuştu.

Bu duruma benimle birlikte duyarlı bir çok meslektaşım itiraz ettik. Biz yoklama memurunun yapması gereken işi neden yapıyorduk? Neden bu bilgileri zaten vermişken, teknolojinin bu kadar ilerlediği bir çağda kurumlar kendi aralarında bu işi halledemiyordu. Mali müşavirlik mesleği eline üç kuruş para verilince her işin yapılması mubah olan bir iş değildi. Böyle saçma angaryalar yüzünden esas işimizi yapamıyorduk. Bir mali müşavir olarak yoklama memurluğuna benzer işler yapmak yerine esas işimiz olan danışmanlık işini yapabileceğimiz şekilde kendimizi geliştirmeliydik. Oysa ki bu angaryalar buna engeldi.

Fakat dönemin oda başkanı ve (başkanın yancılığını yaptığı için çeşitli şekillerde ödüllendirilen) yandaşları bu uygulamanın doğruluğunu anlamsız bir şekilde savunuyorlardı. Yandaşların kişisel internet sitelerini incelediğimde fizibilite yapıyorlar, muhasebe sistemleri kuruyorlar, şirket birleşmeleri ve bölünmeleri yapıyorlar, iç denetim yapıyorlar, bağımsız denetim de yapıyorlar, bilirkişilik yapıyorlar ama ne hikmetse bu kadar örnek bir mali müşavir portresi çizmelerine rağmen ne yazık ki üç kuruşluk angaryaların ileride bu saydıkları özellikli işleri yapmalarına engel olabileceğini göremiyorlardı. Üstelik bu insanların bazıları eğitimci vasfını da taşıyorlardı. Acaba eğitmen arkadaşlar meslektaş adayı olan gençlere mesleği böyle mi anlatıyorlardı. Bizim mesleğimiz elimize üç kuruş verilince her işi yapacağımız bir iş miydi?


Yıl 2014…!!!

                Dönemin Türmob başkanı katıldığım bir toplantıda, mali müşavirlere yeni iş alanları açacak çalışmalar yapacaklarını ve mali müşavirlerinde bu alanlara yönelmelerini istediklerini dile getirmişti. Aynı yıl Türmob ve tüm odaların desteği ile Türkiye İstatistik Kurumu; TUİK formlarının doldurulması için bir ara yüz programı geliştirdiğini kamuoyuna duyurdu ve ücret tarifemize bunun için 50-TL ücret kondu.

Dönemin Türmob başkanı hem meslektaşlara yeni iş alanları açacak çalışmalar yapılacağını söylüyor hem de bizleri bir kurumun anketörlüğünü yaptıracak çalışmalara imza atıyordu. Acaba başkanın bahsettiği yeni iş alanı anketörlük müydü?

Dönemin Ankara Odası başkanı ise; bunun bir kazanım olduğunu iddia ederek böyle bir çalışmaya katkı vereceklerini gururla deklare ediyor, (başkanın yancılığını yaptığı için çeşitli şekillerde ödüllendirilen) yandaşları ise ödüllendirildikleri için kendilerine verilen yandaşlık rolünü layığı ile yerine getiriyor ve anketörlük görevini ucunda 50-TL olduğu için kabul edip, adeta mali müşavir olduklarını unutuyor ve ne acıdır ki bunun yanlış olduğunu söyleyen bizlerden de mali müşavir olduğumuzu unutmamızı bekliyorlardı.

Dönemin muhalefetinde bulunan meslektaşlarımız ise 2012 yılında takındıkları tavrın aksine bunun bir angarya olduğunu dile getiriyor ve bizler gibi, anketör olarak adlandırılacak olmanın yanlışlığına dem vuruyorlardı.

http://muhasebeselhavadisler.blogspot.com.tr/2015/05/tuik-angaryasn-kim-getirdi-icimizdeki.html    >>> Lütfen tıklayınız...


http://muhasebeselhavadisler.blogspot.com.tr/2013/08/ooohh-tuik-formlarn-doldurdum-50-liram.html     >>> Lütfen tıklayınız...



Yıl 2017…!!!

                Saygınlıktan, itibardan, mali müşavirlik yapmaktan bahsederken yöneticilerimiz çok önemli bir marifetmiş gibi Ankara Ticaret Odası ile 5 liralık (2*) bir anlaşma imzaladılar. Yeni yılda bütün firmalara ait işlemler mersis üzerinden yapılacağı için firma bilgilerinin güncellenmesini isteyen ticaret odası bu bilgilerin kendilerinde olduğunu bir kenara koyalım, şirket kuruluşu yaparken yaptırdığımız ana sözleşme kontrollerine bile 100 lira alırken bizlere yapacağımız bilgi güncellemeleri için 5-TL verme cüretinde bulunuyorlar ve ne acıdır ki yöneticilerimiz de bu basit rakamı kabul ederek adeta kurumların gözündeki değerimizi de belirlemiş oluyorlar. Daha da acısı bunu bir kazanım olarak görüyorlar. Çok daha acısı (mevcut yönetimin yancılığını yaptığı için çeşitli şekillerde ödüllendirilen) yandaşlar tıpkı 2012 ve 2014 yılında olduğu gibi maalesef bunu da savunabiliyorlar. Şu an muhalefette olanlar ise 2014 yılında söylediklerinin aksi söylemlerde bulunuyorlar.

Öncelikle bu protokolden önce işlemin nasıl yapıldığını size kısaca anlatayım.

https://www.atonet.org.tr/bilgiguncelle/index.php?ISLEM=LOGIN bu adrese tıklıyorsunuz. İlgili bölümleri doldurup giriş yapıyorsunuz. Açılan pencerede firmanıza ait bilgiler geliyor o bilgileri onaylayıp, eksikleri doldurup, yetkili ve ortak bilgilerini güncelledikten sonra belgenin çıktısını alıp kaşe imza yaptırdıktan sonra ticaret sicil müdürlüğüne veriyorsunuz.

Protokol ile nasıl oluyor? Yukarıdaki bilgilere ilave olarak firmanın mersis numarasını yazıyorsunuz, oda sicil numarasını yazıyorsunuz, ulusal adres veri tabanı numarasını yazıyorsunuz, mali müşavire ait bilgileri yazıyorsunuz ve belgenin çıktısını aldıktan sonra mali müşavire ve firma yetkilisine imzalattıktan sonra odaya veriyorsunuz.

Her iki durumda da çıktıları alıp ya ticaret sicile yada odaya götürmeniz gerekiyor. Tek fark odaya götürmeniz durumunda 5-TL ücret alacaksınız. Birinci durumda bilgileri güncellemenin daha pratik olduğunu sanırım söyleyebilirim.

                Sizi böyle detaylarla boğmak istemiyorum ama şimdi soruyorum size; bu işlem için sürekli işimizin olduğu bir kurumda, memurlarının ukala tavırlar sergilediği herkesçe bilinen bir kurumda işlemin (haliyle mali müşavirliğin) değerini 5-TL olarak lanse etmeniz ne kadar doğru bir icraat olabilir ki? Şimdi ticaret odasında yanlış bir işlem gördüğünüzde tepkinizi dile getirirken kurum çalışanlarının gözündeki halimizi hayal edebiliyor musunuz? Çıkıp hadsizin biri “Lan 5 liralık adam bile değilsin kalkmış bana işimi öğretmeye kalkıyorsun” dese ne olacak?

Benim meslektaşım 5 liralık insan değildir, benim mesleğimde 5 lira ile ölçümlenebilecek bir iş yoktur. Her ne kadar yukarıda da izah ettiğim gibi ben öyle olduğunu düşünmesem de; eğer bu uygulamayı meslektaşların işini kolaylaştırmak için yapmışsanız kabul edelim ama keşke bu ücreti kabul etmeseydiniz. Mesleğimize ve onurumuza sahip çıkma parolası ile yola çıkan bir grubun onur kırıcı bu ücreti kabul etmesini kendi adıma kabul edemiyorum.

2012 ve sonraki süreçleri kısaca anlatmaya çalıştığım bu yazımda yöneticilerimizin vizyonlarını sizlere aktarmaya çalıştım. Ne kariyer mesleklerden olan mesleğimize ne de akademik özelliği olan odalarımıza yapılan bu icraatlar hiç yakışmıyor. Biz mali müşaviriz, lütfen işimizin gereklerini yapalım. Birilerinin yoklama memuru, birilerinin anketörü, birilerinin de beş para etmez işlerini yaptığımız için 5 lira ile ödüllendirilen insanlar olmaktan çıkalım.

Bu gelişmeleri izleyince bundan sonraki yöneticilerin meslektaşların ekstra gelir sağlamaları için elektrik kurumu ya da sular idaresi ile anlaşıp ücret karşılığı elektrik ve su sayaçlarını okutmalarından korkuyorum. Önceki yaşananlara bakıp meslektaşlara yeni iş alanları açmayı ve ekstra gelir kazandırmayı bu şekilde gören yöneticiler varken ve muhtemelen yeni dönemde de bu kişiler bu görevlere talip olacakken ve her ne şartta olursa olsun yandaşları tarafından savunulmaya devam edileceği aşikâr iken sanırım bu korkularım çok da yersiz olmasa gerek.

Dilerim bu angarya ve değersiz işlerden kurtulup mesleğimizi çok daha keyifle ve hak ettiği değeri ile icra edebiliriz.

Hasan Volkan ÇEVİK
Mali Müşavir


(1*) 413 Sıra Nolu VUK Tebliği 444 Vuk Tebliği İle Yürürlükten Kaldırılmıştır.

(2*) 5-TL Brüt Ücret Olup, Ele Geçecek Ücret Bir Mükellef İçin 4,90-TL Olacaktır.

8 Mart 2017 Çarşamba

ODALARIN VE BİRLİKLERİN DEFTER TUTMASI


Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği (Sıra No: 1) ekindeki (EK3 ve EK5) işletme hesabı esasına göre vergilendirilen mükellefler için elektronik beyanname aracılık sözleşmesini görenler ile bu tebliğ ile odalar ve birliklere defter tutma yetkisi veriliyor diye bir algıya kapıldılar.

Maalesef son tebliğ sonrası birçok kimsede aynı algıyı oluşturan bir yanlışlığı düzeltmek istiyorum. Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği (Sıra No: 1) ekindeki; işletme hesabı esasına göre vergilendirilen mükellefler için elektronik beyanname aracılık sözleşmesi (EK3 ve EK5) yeni bir şey değil. 17 Ocak 2008 tarihinde yayınlanan 31 numaralı VUK sirkülerine göre;

"5362 Sayılı Kanuna göre kurulan meslek odalarının ve birliklerinin, işletme hesabı esasına göre defter tutan üyelerine ait beyanname, bildirim ve eklerini elektronik ortamda göndermeleri uygun görülmüştür." denilmektedir.

Yani 2008 yılında ipler bizim elimizden çoktan alınmış zaten. Şimdi yeni tebliğ ile birlikte yapılan şey "kısaca" aracılık sözleşmesindeki eski ifadelerin "muhtasar ve prim hizmet beyannamesi" şeklinde düzeltilmesinden ibaret.

Haliyle tekrar belirtmek gerekirse yeni bir şey yok. İşletme hesabı esasına göre defter tutanların beyannameleri tebliğ ekindeki bu aracılık sözleşmesine istinaden odalar yada birlikleri aracılığı ile gönderilecektir diye düşünmek doğru değil. Bu hak odalar ve birliklere 17.01.2008 tarihinde zaten verilmiş...

Bugün Ziraat Odaları Birliği kendilerine tanınmış olan bu hakkını kullanıyor, yarın bir başka oda bu hakkını kullanacak. Olan da bu düzenlemelerden haberi dahi olmayan yada haberi olsa bile şikayet etmekten ve dert yanmaktan başka bir şey yapmayan meslektaşlarımıza olacak. Bizleri yönetenler de meslektaşlarımızı yönlendirip bu haksız ve asla kabul edilemeyecek uygulamalara son vermek için tabanı harekete geçirmek yerine siyasi söylemlerle başkan yada yönetici olmak için oy devşirmeye devam ettiği sürece; bizler birbirimizi yemeye ve maalesef mesleğimiz irtifa kaybetmeye devam edecek...

Söz konusu 31 nolu VUK sirkülerini ekte paylaşıyorum.

EKİ : http://www.gib.gov.tr/node/86823/pdf


Saygılarımla
Hasan Volkan ÇEVİK
Mali Müşavir

(İlk yayın tarihi: 21.02.2017 Salı)

7 Mart 2017 Salı

YAPILANDIRILAN 2016/1. DÖNEM GEÇİCİ VERGİ (!)


YAPILANDIRILAN 2016/1. DÖNEM GEÇİCİ VERGİNİN GELİR/KURUMLAR VERGİSİ BEYANNAMESİNDEN MAHSUBU

Bildiğiniz gibi 6736 sayılı kanun ile birlikte 01-03/2016 dönemine ait geçici vergi borçları ayrıca yapılandırıldı ve geçici vergi borcunu yapılandıran mükelleflerin bir çoğu da 30.11.2016 tarihinde ilk taksit ödemelerini gerçekleştirdiler. Gelir vergisi beyannamelerinin verileceği Mart ayına geldiğimizde de yapılandırılan bu geçici vergilerin gelir/kurumlar vergisi beyannamelerinden mahsup edilip edilemeyeceği ile ilgili aşağıdaki sorular aklımıza takıldı.

1-) 6736 sayılı kanun kapsamında 2016/1. Dönem geçici vergi borçlarımızı yapılandırdık ve 18 taksite böldürdük. İlk taksit ödememizi de 30.11.2016 tarihinde gerçekleştirdik. 2016 yılına ait vereceğimiz gelir vergisi beyannamesinde yapılandırdığımız geçici vergi borcumuzun tamamını mahsup edebilir miyiz? Yoksa sadece ödediğimiz ilk taksit tutarı kadarını mı mahsup edebiliriz.

2-) 18 taksitlik ödeme planındaki taksit tutarı anapara + Yİ ÜFE + katsayı tutarından oluşuyor ve bu ödeme planında sadece kat sayı tutarı ayrıştırılabilir durumda. Eğer ilk taksit tutarını mahsup edebileceksek ilk taksite ait anapara tutarını nasıl hesaplayacağız?

3-) 2016/1. Dönem geçici vergi borcumuzu yapılandırmamıza rağmen dönem sonunda zarar edersek yapılandırdığımız bu geçici vergi tutarları için nasıl bir yol izlememiz gerekir?


6736 sayılı kanun ile ilgili yayınlanmış olan 1 seri nolu tebliğin;

"8- 2016 Yılına İlişkin Olarak Tahakkuk Eden Geçici Vergilere İlişkin Gecikme Zammı Alacakları" bölümünde

"Kanunun 2 nci maddesine göre geçici vergilerin yapılandırılmış olması bu vergilerin ödendiği anlamına gelmeyecektir. Bu nedenle, madde kapsamında yapılandırılmış ancak ödenmemiş geçici vergi asıllarının yıllık gelir veya kurumlar vergisine mahsup edilmesi mümkün olmayacaktır." denilmektedir.

Oysa bu durumda yapılandırılan geçici vergilerin gelir vergisinde mahsup edilmemesi durumunda mükellefler hem gelir vergisi ödemek zorunda kalacaklar hem de yapılandırdıkları geçici vergiyi ayrıca taksitler halinde ödemek zorunda kalacaklarından mükerrer ödeme yapmış olacaklardır.

Bu nedenle yapılandırılan geçici vergi tutarının tamamının gelir vergisinden mahsup edilmesini ve yapılandırılmasına rağmen ödenmeyen geçici vergiler için de 28.02.2017 tarihine kadar ödenmeyen geçici vergi olarak değerlendirilip ona göre gecikme zammı hesaplanması, 01.03.2017 tarihi itibariyle de geçici verginin terkin edilerek gelir vergisi olarak gecikme zammı hesaplanması gerektiğini düşünüyorum.

2016 yılı sonunda zarar beyan eden mükelleflerin ise geçici vergi için yaptırdıkları yapılandırmanın ise kendiliğinden iptal edilmesi gerektiğini ve bu durumda olan mükelleflerin yaptıkları fazla ödemelerin mükelleflere iade edilmesi (nakden yada mahsuben) gerekmektedir.

İdarenin görüşüne yönelik ÖRNEK 1 : Mükellef A; 18.000-TL tutarındaki 2016/1. Dönem geçici vergi borcunu 18 taksite böldürerek yapılandırmıştır. Ayrıca mükellef A sırasıyla 2. Dönemde 3.000-TL, 3. Dönemde 4.000-TL. ve 4. Dönemde de 10.000-TL geçici vergi beyan etmiş ve ödemiştir.

6736 Sk. 1 Nolu tebliğe göre mükellef A taksitlendirdiği 18.000-TL tutarındaki geçici vergi borcunu gelir vergisi beyannamesinden mahsup edemeyecek ve bu tutarı iki eşit taksitte ödeyecektir. Bu durumda taksitler halinde ödenecek olan 18.000-TL tutarındaki geçici vergi fazla ödenmiş olacaktır.


Olması gerektiğini düşündüğüm ÖRNEK 2 : Birinci örnekteki mükellef A; yapılandırdığı 18.000-TL dahil olmak üzere hesaplanan (ödenen) geçici vergilerin tamamını gelir vergisinden mahsup etmiş ve adına gelir vergisi tahakkuk etmemiştir.

Mükellef A yapılandırarak 18 taksite böldürdüğü geçici vergi taksitlendirmesi için 30.11.2016 tarihinde ilk taksiti ödemiş ondan sonra da yapılandırma ikinci taksit ödeme süresinin son günü olan 31.05.2017 tarihi geçmesine rağmen herhangi bir ödeme de bulunmamıştır. Bu durumda mükellef A’nın yapılandırması bozulacak ve ödemediği 17.000-TL için;

1 .Dönem geçici verginin son ödeme günü olan 17.05.2016 tarihinden başlayarak 28.02.2017 tarihine kadar ödemediği geçici vergi borcu için gecikme zammı hesaplanacak. Daha sonra 01.03.2017 tarihinden itibaren geçici vergi borcu terkin olup gelir vergisine dönüşeceğinden bu seferde;

17.000-TL’nin yarısı olan 8.500-TL için 31.03.2017 tarihinden itibaren başlamak üzere; kalan 8.500-TL için de 31.07.2017 tarihinden itibaren başlamak üzere gecikme zammı uygulanarak söz konusu mükellef borçlandırılacaktır.

Olması gerektiğini düşündüğüm ÖRNEK 3 : Aynı mükellef A; diğer dönemlerindeki faaliyetlerinden ötürü yıl sonunda zarar beyan etmiştir. Gelir vergisi beyannamesinin verildiği son güne kadar yapılandırdığı ve 18 taksite böldürdüğü geçici vergi borcu için 1.000-TL tutarında ilk taksit tutarını ödeyen Mükellef A’ya ödediği bu tutar nakden yada mahsuben iade edilecektir.

Konu ile ilgili bugün Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’ndan özelge talep edilmiş olup, görüş geldiği anda sizlerle paylaşılacaktır. Bu durum açıklığa kavuşana kadar bu durumda olan müşterilerinizin beyannamelerini bekletmenizi önemle hatırlatıyorum.


Saygılarımla,
Hasan Volkan ÇEVİK
Mali Müşavir

14 Şubat 2017 Salı

Geleceğe Doğru Yürüyoruz...!!!


Robin Hood; İngiliz Halk hikayelerinde anlatılan her daim bir kurtarıcı bekleyen halklar için Sherwood ormanlarında yaşayan ve zenginlerden alıp fakirlere dağıtan bir halk kahramanıdır. 

Mesleğimizin içinde bulunduğu bu durumda bizlerin de kahramanlara ihtiyacı var ve bu kahramanlardan biri de SEN olabilirsin. Tek yapman gereken mesleğine sahip çıkmak ve mesleğin geleceğini birlikte inşa edebilmek için 3-4-5 Mart tarihlerinde Antalya'da bizlerle birlikte yer almak.

Belki zenginlerden alıp fakirlere dağıtmayacağız ama;

Meslektaşlarımız üzerinden zenginleşenlerin saltanatına son vermek için; 

El birliği ile meslektaşlarımızın her anlamda zenginleşebileceği bir sistem geliştirebilmek için;

Söyleyecek sözü olan, mesleğimizi daha iyi yerlere getirmeye yönelik fikirleri olan, değişimin parçası olmak isteyen herkesi;

3-4-5 Mart 2017 tarihlerinde Sherwood Resort Hotel Antalya'da ülkemizin çeşitli illerinden gelen meslektaşlarımızın katılımı ile 3. kez bir araya geleceğimiz çalıştayımıza davet ediyoruz.

Değişime hazır olun, geleceğe doğru yürüyoruz...!!!

7 Şubat 2017 Salı

Yeni Dünyada Mesleğimiz...

Teknoloji bu kadar ilerlerken; acaba mesleğimizin durumunu hiç düşündünüz mü? Bilginin her zamankinden daha çok kazandıracağı günler bizi bekliyor. Bireysel performanslar ve belirli bir kalıba sıkışmış bilgi birikim ile geleceğe ayak uydurmak pek mümkün görünmüyor.

Bu yüzden çeşitli branşlarda uzmanlık geliştirmiş kişilerin bir arada olacağı yapılar gelecekte mesleğimizin kazananları olacaktır. Gelişmeye direnen ve "elimdeki mevcutlar bana yeter" diyerek kendini geliştiremeyenleri ise ilerleyen günlerde maalesef sıkıntılı günler bekliyor.

Mesleğimizin yoğunluğuna takılıp, sürekli bir şeyleri yetiştirmeye çalışırken, gelecekte bizi bekleyen tehlikelere hazırlıksız yakalanabiliriz. O yüzden fırsat bulduğunuzda (mümkünse hemen) zihninizde farklı ufuklar uyandırabilir umudu ile bu videoyu izlemenizi önemle rica ediyorum...


1 Şubat 2017 Çarşamba

Aynaya Gururla Bakabilmek



Bugün Muhasebe Bilenler Topluluğunda bir meslektaşımızı çok dertli gördüm.


"Birbirini kötüleyen, hırsız gibi; meslektaşından mükellef çalan, mesleği ayaklar altına alan eski yada yeni meslektaşlardan bıktık artık yeter. Mükelleflere, sisteme, bağlı olduğumuz odalara vs. suç bulurken asıl suçlunun meslektaşların kendisinin olduğunu atlıyoruz. Kendinize gelin artık." diyordu. 

Bizlere, bindiğimiz dalı kestiğimizi gösteren, ne kadar da haklı bir isyan. Meslek camiasının tamamında yukarıda meslektaşımın dert yanarak saydığı olumsuz durumları düzeltebilirsek mesleğimiz top yekun çok daha iyi bir yere gelecektir. Meslektaşlarımızda bu düzeltmeyi sağlayabilirsek; bugün siyasi söylemleri yada görüşlerinin etkisi ile göreve gelen yöneticilerimizin yerine, gerçekten mesleğini ve meslektaşlarını düşünen yöneticileri temsil makamında görebiliriz. 

İşte bu nedenle herkesi aynaya bakmaya davet ediyorum ama sadece saçını başını düzeltmek için değil. Kendisini, davranışlarını düzeltmesi, mesleğini yaparken, hayatını yaşarken düzgün bir insan olması gerektiğinin farkına varması için aynaya bakmaya davet ediyorum.
Herkesi; ben iyi bir insanım, ben iyi bir meslek erbabıyım diye kandırabilirsiniz ama aynadaki suretiniz sizin ne mal olduğunuzu bilir. O yüzden aynaya baktığınızda gerçekten gönül rahatlığı ile ve gururla hayatın her alanı için evet ben iyi bir insanım diyebiliyorsanız ve her sabah evinizden bu şekilde çıkabiliyorsanız sorun kalmayacaktır.
Umarım hepimiz aynalara korkmadan gönül rahatlığı bakabilir ve artık bindiğimiz dalı kesmeyi bırakırız...

12 Aralık 2016 Pazartesi

Katma Değeri Yüksek MESLEK



Bir ekonominin belirli bir kişi başına gelir düzeyine ulaştıktan sonra orada sıkışıp kalması haline orta gelir tuzağı denir. (1) Maalesef ülkemiz 7 yıldır 10 bin dolar kişi başı milli gelir seviyesine saplanıp kalmış durumda. 3-5 bin dolar seviyelerinden 10 bin dolar seviyesine inşaat sektöründeki hareketlilik ile çıkmak belki mümkün olabildi ama bundan öteye gitmek için katma değeri yüksek ekonomiye geçmemiz şart. (2) Peki katma değeri yüksek ekonomi nedir?

Sadece 53 kişi tarafından kurulmuş WhatsApp 2014 yılında Facebook tarafından 19 Milyar dolara satın alındı. Bu rakamın ne kadar büyük olduğunu şöyle tahayyül edebiliriz. Cumhuriyet tarihimiz boyunca kurduğumuz, devlet himayesi ile koruduğumuz ve her biri uzunca bir süre tekel olarak el üstünde tutulmuş, Türk Telekom, TÜPRAŞ, THY ve Petrol Ofisi’nin piyasa değerlerini topladığınızda, on binlerce çalışanı, binlerce gayrimenkulü, uçağı ve gemisiyle toplayıp satsanız WhatsApp’ın değeri kadar etmiyor. (3)

         Pokemon Go isimli oyun; oyun ve konsol üreticisi Japon Nintendo isimli firmaya 5 günde 10 Milyar dolar kazandırdı. Nintendo’nun Temmuz 2016 tarihi itibariyle piyasa değeri 27 Milyar dolar. Türk Telekom’un borsa değeri 7,7 milyar dolar, Türkcell’in borsa değeri ise 7,9 milyar dolar olduğunu hatırlatmak istiyorum. (4)

Dünyadaki fındığın % 85’ini biz üretiyoruz. Yaklaşık 3,5 milyon kişinin el emeği göz nuru ile ortaya çıkardığı üretim ile ilgili 2023 yılı ihracat hedefimiz 4 milyar dolar olarak hedeflenmiş ve bu bir rekor.

Nutella’nın mucidi ve 23,4 milyar dolarlık servetiyle İtalya’nın en zengin kişisi olan Michele Ferrero’nun en büyük sırrı bize de ilham olacak şekilde “Ne yaparsan başkalarından farklı yap.” Nutella’nın global bir marka olmasının altında yatan da bu düşünce.

Günde 1 milyon kg. Nutella satılıyor ve Nutella’nın % 13’ü fındık. Bu sebeple Ferrero bir ilki yapıyor ve Türkiye’den bir şirket satın alıyor.  3,5 milyon kişinin çalıştığı fındık sektöründe ülkemizin 2013 yılı hedefi 4 milyar dolar. 22 bin kişinin çalıştığı Ferrero’nun yıllık cirosu ise 11 Milyar dolar. (5)

Peki neden katma değeri yüksek ürün üretemiyoruz.

1- Finlandiya’da 100 kişiden 22’si ARGE’de çalışırken, ülke milli gelirinin % 3,5’i ARGE’ye harcanıyor ve bu oran bizim tam 7 katımız. (6)

2- Geçtiğimiz hafta açıklanan “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” sonuçlarına göre Türkiye 72 ülke arasında okuduğunu anlama ve matematikte 50’nci sırada, fen bilimleri alanında ise 52’nci sırada. 12 yılda öğrencilere İstiklal Marşı öğretilemiyor, İngilizce öğretilemiyor, bir flüt ya da saz çalması öğretilemiyor, imam hatiplerde de Arapça öğretilemiyor. Yani bizim eğitimde ciddi problemlerimiz var. (7)

Eğitimde bu kadar kötü iken, ARGE’ye bu kadar az önem vermiş iken katma değeri yüksek ürünü nasıl üretebiliriz ki? Sanırım şimdi dolardaki artışın sebebini de bir nebze anlamışızdır?

Ülke genelindeki eğitim seviyesi bu kadar yerlerdeyken bizlerin de katma değeri yüksek bir meslek icra etmemiz de elbette çok da mümkün görünmüyor. Çünkü okuduğunu anlayamayan yada matematik bilgisi zayıf olan birinden ekonomiye yön veren bir mali müşavir olmasını beklemek; bu halimiz ile bizden bir WhatsApp çıkmasını beklemek kadar hayalci bir yaklaşım olur herhalde.

Peki, ne yapacağız?

Eğitimin kalitesini artırarak, toplumun bütün katmanlarına yayılmış bir toplumsal kalkınma planı hazırlayabilirsek kurtuluş reçetesini de yazmış oluruz aslında. Bizler mali müşavirler olarak bu toplumsal kalkınmaya öncü olacak bir mesleki kalkınma planı oluşturabiliriz. Fakat bu kalkınma planını ortaya koyabilmek için öncelikle meslektaşlarımızın gücünün farkına varması gerekiyor. Bildiğiniz gibi bizler hep siyasi söylemler üzerinden ayrıştırılmış ve örgütlü olarak sorunlara karşı birlikte hareket edemeyecek hale getirilmiş bir meslek camiasıyız. Esasında sorunlara karşı duyarlı bir birey olmanın yolu da eğitimden geçiyor. Çünkü kendi gelişimine önem verip sürekli kendine bir şeyler katmaya çalışan bir kişi işini layığı ile yapmak isteyen bir insandır. İşini layığı ile yapan bir insanda sorunlara karşı asla duyarsız olamaz, mutlaka çözüm üretmeye çalışan bileşenler ile birlikte hareket eder.

Budizm felsefesi ile insanlığa, sevgiye, hoşgörüye ve kardeşliğe kapılarını sonuna kadar açmış olan Tayland’da filler kutsal olarak nitelendirilir. Fakat bu filler daha çok küçükken 4 ayağından birden zincirler ile bağlanır ve zincirlerden kurtulmaya çalışırken kan revan içinde kalır.  Tayland’ı ziyarete gelen ve bu manzaraya şahit olan turistler zaman zaman bu duruma isyan ederler ama tapınak rahiplerinin cevabı da manidardır. Filler bizim için kutsal hayvanlardır fakat filler bir o kadar da güçlü hayvanlardır. Eğer filler güçlenirse daha da kötüsü gücünün farkına varırsa bizi ezer, dolayısı ile bir müddet böyle durmak zorunda, fil olduğunu fark etmemek zorunda. (8)

Bizler gücümüzün farkına varacak mıyız? Peki gücümüzün farkına vardık diyelim, örgütlü bir şekilde hareket etmeden bireysel yada ufak kitleler halinde mevcut sorunların üstesinden gelebilecek miyiz? Cevap bence hayır. O zaman yapılacak şey farkındalığı ve bireysel gelişime katkı sağlayacak eğitimleri artırmak ve mesleki kalkınmanın adımlarını atarak toplumsal kalkınma için topluma da örnek olmak zorundayız. Bireysel gelişime ve farkındalık ekseninde yapılan eğitimler ile sorunlara karşı duyarlı bireylerin sayısının artacağını ümit ediyoruz.

Sonuç olarak toplumsal kalkınma planı da, mesleki kalkınma planı da öyle üç beş kişi yada bir kaç grup ile başarılabilecek işler değil. Bu yüzden kendi özelimizde mesleğimizin tamamını bu kalkınma planına katkı sağlayacak bireyler olmaları yönünde bilinçlendirmeli, meslektaşların örnek alacağı rol modeller yetiştirebilmeliyiz.

Bu kapsamda tıpkı Köy Enstitüleri modelinde olduğu gibi her ilden mesleki kalkınma planına katkı sağlayacak gönüllü katılımcılar ile siyaset üstü bir yaklaşım geliştirerek, ortak akıl işletip bir eğitim şurası kuralım. Her ilde eş zamanlı farkındalık, bilinçlendirme ve kişilerin kendilerini geliştirmelerine olanak sağlayan eğitim çalışmaları düzenleyelim. Bu eğitim çalışmaları ile bu gün olmasa bile 5-10-20 belki de 30 sene sonra meyvesini yiyeceğimiz bir çalışmaya imza atmış oluruz. Yalnız bunu yaparken mevcut sistemin dişlilerinin yaptığı gibi; bizim gibi düşünmeyenleri ötekileştirmeyelim, kendi doğrularını söylediği için insanları uzaklaştırmayalım, hatta daha önce doğruları söylediği için önceki 9 köyden kovulanlar için bir daha asla ötekileştirilmeyecekleri bir 10. Köy olalım. Eski köye yeni adetler getirelim.

Haydi beraber toplumsal kalkınma planlarını yapmaya, haydi hep beraber mesleki kalkınma planlarımızı yapmaya ve haydi hep beraber 10. Köyü kurmaya...

Hasan Volkan ÇEVİK
Mali Müşavir


(1) Mahfi EĞİLMEZ 16 Aralık 2012 Pazar Günkü Orta Gelir Tuzağı ve Türkiye konulu yazısından alıntılanmıştır.

(2), (3), (5), (6) Doç. Dr. Selçuk R. Şirin, “Yol Ayrımındaki Türkiye Ya Özgürlük Ya Sefalet” İsimli Kitabından Alıntılanmıştır.



(8) https://www.youtube.com/watch?v=rkMUtLtTAhg&feature=youtu.be
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...