27 Eylül 2017 Çarşamba

Unutmayın Siz Her Şeyi Başarabilirsiniz...


Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç oğlunun öyküsüdür.

Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını ister hocası. Çocuk, bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazar. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlatır. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizer.

Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterir. Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesidir. İki gün sonra ödevi geri aldığında, kâğıdın üzerine kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir sıfır ve "Dersten sonra beni gör" uyarısını görür. "Neden sıfır aldım ?" diye merakla sorar hocasına. "Bu ödev, senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal" der hocası. "Paran yok. Gezgin bir aileden geliyorsun. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da almalısın. Bunu başarman imkânsız" der ve ekler : "Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm."

Çocuk evine döner. Uzun uzun düşünür. Babasına danışır. "Bak oğlum," der babası, "bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu, senin için oldukça önemli bir seçim." Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürür hocasına. "Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin ..." der, "ben de hayallerimi."

O orta iki öğrencisi, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev ise şöminenin üzerinde asılı…


Kimsenin hayallerinizi çalmasına, küçümsemesine ya da ertelemesine izin vermeyin. Ne durumda olursanız olun, KALBİNİZİN SESİNİ DİNLEYİN ve HAYALLERİNİZİN PEŞİNİ ASLA BIRAKMAYIN…!!!

26 Eylül 2017 Salı

Günaydın Meslektaşım Ne Güzel Bir Gün Değil Mi?



Günaydın meslektaşım ne güzel bir dün değil mi? Kahvaltıdan önce biraz daha… Neyse konumuz o değil :) (Bknz. Şebnem Ferah)

Dün KDV beyannamelerinin son günüydü. Bugün sabaha Kdv beyannameleri ile diğer işlerini bitirmiş ve kdv beyannamesinin ekinde istenen belge sayıları ertelenmiş olarak uyanmış meslektaşlarım için gerçekten güzel bir gün(!) Fakat benim günaydın derken kastettiğim şey gününüzün güzel geçmesinden çok bazılarına vermek istediğim; “Hayırdır aklınız başınıza yeni mi geldi” mesajıdır.

Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce ve devamında 660 sayılı KHK kararname ile (kısaca) Kamu Gözetim Kurumu’nun kurulması ve de son olarak 2012 yılının son ayında çıkarılan Bağımsız Denetim Yönetmeliği’nin ardından Bağımsız Denetimde genç meslektaşlar aleyhine yapılan uygulamaların yanlışlığını ısrarla ve her yerde (parmağına bir parmak bal sürülünce kendinden başka herkesi unutanlara inat) anlatmaya çalıştım. Çünkü bu uygulama bana göre zaten var olan mesleki bölünmüşlükleri artıracak ve özellikle genç meslektaşlarımız üzerinde ciddi bir haksız rekabet yaratacaktı.

Biliyorsunuz 3568 sayılı meslek yasamızda açık açık denetim yapabileceğimiz yazmasına rağmen yeni bir lisanslama sistemi getirilmiş ve geçiş aşamasında da 15 yıldan fazla kıdemi olanların gayet kolay bir şekilde bağımsız denetçi olması sağlanmıştı. 15 yıl kıdemi olmayan genç meslektaşlarımız ise bir dolu prosedür ve sınav ile uğraştırılmak zorunda bırakılmış idi. Yaşanan bu haksızlığa meslek camiası olarak top yekûn karşı çıkmamız gerekirken maalesef kıdemi yetenler (daha doğrusu kıdemi yetenlerin içindeki çoğunluk) bu kapsamda bir karşı duruş gösterip meslek yasamızdaki hakkımızı aramak yerine genç meslektaşlarını hiçe sayarak koşa koşa paralarını verip belgelerini almaya gittiler. Onlara bir kez daha Cengiz Kurtoğlu’ndan “Ne güzel de duruyor belgen duvarda” isimli şarkıyı armağan ediyorum. Çünkü bağımsız denetçilik belgesini alanların bir çoğu bu belgelerini kullanamadığı gibi şimdi de yine ücretli olan lisans yenileme eğitimlerine katılmak zorunda kalacaklar.

Bu uygulamanın yanlışlığını ifade ettiğimizde Yeminli Mali Müşavirler alıyor ne yapalım biz almayalım mı meydanı onlara mı bırakalım demişlerdi. Sen meslek yasana sahip çıkıp, tüm meslek camiası olarak hakkını aradığında meydanı Yeminli Mali Müşavirlere bırakmış olmazsın, aksine meydanda aslanlar gibi durduğun izlenimini verirsin. (Merak edenlerin H. Burak GEMALMAZ’ın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde MÜLKİYET HAKKI isimli kitabının 352. Sayfasında yer alan Hollanda’lı Var Marle davasını incelemesini öneriyorum. Belki mesleki mücadele ve yaklaşımlarınızda sizlere biraz faydası dokunur.) Şimdi meydanı Yeminli Mali Müşavirlere bırakmadınız da ne oldu? Mesleki bölünmüşlükte zirve yaşattınız böyle iyi mi oldu yani? Aldığınız belgeleri kullanabilseniz hadi bir nebze anlayış göstereceğim ama o da olmadı, dereyi görmeden paçaları sıvadınız ve bir sürü insanın sebeplendiği o dereyi kirlettiniz. Mutlu musunuz?

Gelelim 2017 yılına…

03 Ağustos 2017 tarihinde Bilirkişilik Yönetmeliği yayımlandı. Bu yönetmeliğe göre bilirkişi olabilmek için 5 yıllık mesleki kıdeminiz olması gerekiyor. Yani kısacası döndük 2012 yılına. 3568 sayılı meslek yasamızda tıpkı denetçi olabileceğimiz gibi bilirkişilik yapabileceğimiz de yazmakta. 2012 yılında sırf kıdemleri yettiği için koşa koşa bağımsız denetçilik belgesini almaya gidenler şimdi kalkmışlar bilirkişilik için istenen 5 yıllık kıdemi eleştiriyorlar. Bu meslektaşlarımıza GÜNAYDIN demek istiyorum.

Yalnız bu eleştirilerini de ne hikmetse Bilirkişilik Eğitimi verecek kurum ve kuruluşlar açıklandıktan sonra yapıyorlar. Aslına bakarsanız daha doğrusu bilirkişi eğitimi verecek kurum ve kuruluşların bu eğitimler için istediği ücretleri gördükten sonra bu eleştirilerini getiriyorlar. Bilirkişilik yönetmeliği 03 Ağustos’ta yayımlandı. Eğitim izni alan kuruluşlar ve onların alacağı ücretler ise geçtiğimiz hafta ufak ufak belli olmaya başladı. Meslek yasamıza sahip çıktığını iddia eden bu arkadaşlarımız neden 03 Ağustos’tan sonra bu tepkilerini dile getirmediler de; ücretler belli olduktan sonra serzenişte bulunmaya başladılar. Neden olacak 2012 ve devamında bir dolu para vererek aldıkları bağımsız denetçilik belgesi hiçbir işlerine yaramadı da ondan. Şimdi yine çok da fazla getirisi olmadığını düşündükleri bilirkişilik için para vermek istemiyorlar. Yani sütten ağızları yandığı için yoğurdu üfleyerek yiyorlar. Acaba eğitimler ücretsiz olsaydı bu arkadaşların akıllarına meslek yasamız falan gelir miydi?

2012 yılı ve devamında meslek yasamızı savunmak aklına bile gelmeyenlerin ve koşa koşa parasını verip bağımsız denetçilik belgesini almaya gidenlerin; bugün bilirkişilik yönetmeliğini eleştirmeleri, zaten meslek yasamızda bilirkişilik yapabileceğimiz yazıyor, böyle bir dayatmaya karşıyız, meslektaşlarımızın buna para vermesine karşıyız türünden söylemleri inanın hiç samimi gelmiyor.  

Gelelim olayın Türmob ve Odalar kısmına…

Türmob ve bağlı odaları bilirkişilik yönetmeliğine göre bilirkişi eğitimi verebilecek kurumlar arasında sayılmış. Biliyorsunuz nispi aidatlar artık yasal olarak kalktı. Güya Türmob konu ile ilgili yeni bir yasal düzenleme yapılması için çalışacakmış ama bu bana göre pek mümkün görünmüyor. Haliyle odalar ve Türmob kendilerine üyelerinin verdiği aidatlar haricinde gelir kaynakları yaratmak zorundalar. Bilirkişilik eğitim izni alan Sakarya Üniversitesi eğitim bedelini 1.200-TL olarak belirlemiş. Nispi aidatların kaldırılmasından dolayı zor durumda olduklarını iddia eden odalar ve Türmob önlerine gelen bu fırsatı kaçırmayacak ve meslek yasamızdaki haklarımızı korumak yerine ellerini ovuşturarak kasalarına koyacakları paraları hesap edeceklerdir diye düşünüyorum. Haliyle 2012 yılı ve devamında koşa koşa belge almaya gidip, bu gün bilirkişi eğitim ücretlerini duyunca eylem çağrısı yapan meslektaşlarımız maalesef bu sefer türmob ve odaları yanlarında bulamayacaklardır.

Haliyle 2012 yılında kıdemi yetenlerle, dönemin yöneticileri (ki yöneticilerinde hemen hemen hepsinin zaten kıdem sorunu yoktu) nasıl ki el birliği ile meslek yasamızı savunmamış ve kendi menfaatlerini ya da belirli bir zümrenin menfaatlerini mesleğimizin genelinin menfaatlerinden önde görmüşler ise bugün de yine mevcut yöneticilerimiz sırf odalara gelir yaratmak adına meslek yasamızı ve var olan haklarımızı savunmayıp kendi menfaatlerinin peşinden koşacaklardır.

Değerli meslektaşlarım yöneticilerimizin önderliğinde tüm meslek camiası olarak ayrım gözetmeksizin bir bütün halinde hareket etmez isek hiçbir şeyi başaramayız. Zamanında yapılanlara göz yummak bir zümreye bir şey kazandırdığını zannettirmiş olabilir ya da bugün odaların paralı eğitim vermesi onlara maddi olarak kazanç sağlayabilir ama başta meslek yasamızdan gelenler olmak üzere haklarımızı savunmamak emin olun hem mesleğimize ve hem de genç yaşlı ayrımı yapmadan bütün meslektaşlarımıza yapılmış en büyük ihanettir.

Hepinizi kişisel menfaatlerinizden sıyrılıp meslek odaklı faaliyetler ve eylemlerde bulunmaya davet ediyorum.

Hasan Volkan ÇEVİK
Mali Müşavir

Not: Daha önce bağımsız denetim ile ilgili yapılmış olan uygulamaları eleştirdiğim yazıları aşağıya paylaşıyorum. İlgi duyanlar inceleyebilirler.












http://muhasebeselhavadisler.blogspot.com.tr/2013/03/genc-meslektas-nasil-kaygi-yasamasin.html

6 Eylül 2017 Çarşamba

Taşeronlarda İşe Başlama



Soru:
Merhabalar. Mükellefimiz limited şirket, alt taşeron olarak bir is alacak yarin ana firma ile sözleşme imzalayacaklar. Bu isler nasıl olur, ne yapmamız gerekiyor? Mükellefi nasıl bilgilendirmeliyiz yardımcı olursanız sevinirim konu hakkında pek bilgim yok? 

Cevap: Öncelikle en çok dikkat etmeniz gereken konu işe başladığınız gün çalıştırdığınız işçilerin işe giriş bildirgelerini vermeniz. Biliyorsunuz ilk defa dosya açtıran işverenlerin çalıştıracakları işçileri bildirmek için işe başladıkları tarihten itibaren bir aylık süreleri var. Fakat bu süre taşeron olarak başlanılan işlerde yok. O yüzden işe başladığınızı beyan ettiğiniz tarihte mutlaka işçi girişlerini yapmanız lazım.

Taşeron olarak çalışmaya başladığınızı SGK'na bildirirken işyeri bildirgesi yerine taşeron olarak işe başladığınızı belirten bir dilekçe ile başvuruyorsunuz. (Dilekçenin örneğini yazının devamına ekledim oradan alabilirsiniz.) Diğer işlerde işyeri bildirgesine hangi evrakları ekliyorsanız taşeron olarak çalışacağınız bu iş yeri bildiriminde de aynı evrakları veriyorsunuz bir fark yok. (12/05/2010 tarihli resmi gazetede yayımlanmış Sos.Güv. İşlemleri Yönetmeliğinin 29. maddesinde verilmesi gereken evraklar sayılmıştır) Her zaman verdiğiniz evraklara ilave olarak taşeron sözleşmesinin bir örneği ile tutulmuşsa yer teslim tutanağını da eklemeniz gerekir. Ayrıca bazı SGM'leri ana firmadan işe başlanıldığının beyan edildiği bir dilekçe isteyebiliyorlar. 

Evraklarınızı hazırlayıp SGK'na müracaat ettiğinizde size ana firmanın sosyal güvenlik numarasına ilave olan 3 haneli bir taşeron numarası verecekler. (4.4120.01.01.xxxx.06.23 - 005 gibi) Taşeron numarasını aldıktan sonra hemen e bildirge şifresi için müracaatta bulunmanız ve şifreyi alıp hemen o gün işe giriş bildirgesini vermeniz gerekiyor. Tekrar söylüyorum 1 aylık süreniz yok. 

Ayrıca bir başka önemli hatırlatmada şu; SGK'na işe başlama için taşeron dilekçesi verirken çalıştırmaya başlanılacak işçi sayısını da yazıyorsunuz. 50 işçi çalıştırmaya başlıyor olsanız bile mutlaka çalıştırılacak işçi sayısına 1 (Bir) yazın. Çünkü oldu ya işe başlama dilekçesini verdiniz ve çeşitli sebeplerle e bildirge şifresini alamadınız yada şifreyi aldınız ama yine çeşitli sebepler ile işe giriş bildirgelerini aynı gün veremediniz; işte bu durumda eğer işe giriş bildirgesini veremezseniz 50 işçi yazarsanız 50 işçi için idari para cezasına maruz kalırsınız. 1 işçi yazarsanız ve yapamazsanız 1 işçi için idari para cezasına maruz kalırsınız. Çalıştırmaya başlanacak işçi sayısına 1 kişi yazdınız diye o gün başka birini sigortalı yapamazsınız diye bir kural yok. Siz 1 kişi yazın şifrenizi alıp işleminizi sorunsuz bir şekilde halledince daha sonra çalıştırmaya başlayacağınız diğer 49 işçinin girişini de o gün yapabilirsiniz.

SGK ile ilgili bildirimler bu kadar bir de İSG uzmanı ve işyeri hekimi ile sözleşme imzalama ve e-devlet üzerinden sözleşme tamamlama süreci var onu ana firma ile koordineli bir şekilde halledebilirsiniz. E bildirge başvurusunda yetkili olarak belirlenen kişinin e devlet şifresi ile internet üzerinden ilgili İSG uzmanı ve işyeri hekimi atamalarını yapabiliyorsunuz.

Bir diğer konu çalıştırdığınız işçilere ait stopaj ödemelerinin nereye yapılacağı hususu. Çalıştırdığınız işçilere ait stopaj ödemelerini yani muhtasar beyannamesini ister işin olduğu yerdeki vergi dairesine isterseniz de merkezinizin bağlı bulunduğu vergi dairesine yapabilirsiniz. Benim tavsiyem merkezinizin bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirmeniz şeklinde olacaktır. Merkezinizin bağlı bulunduğu vergi dairesine şu şu adreste işe başladığımızdan çalıştırdığımız işçilere ait g.stopaj ödemelerimizi dairenize yapmak istiyoruz şeklinde bir dilekçe ile ekine ana firma ile imzaladığınız taşeron sözleşmesini de ekleyerek bildiriyorsunuz. Sözleşmede bedel var ise damga vergisini ödemeyi unutmayın. Vergi dairesine işe başladığınızı bildirmek için 1 ay, eğer sürekli damga vergisi mükellefi değilseniz damga vergisi beyannamesini beyan edip tahakkuk eden damga vergisini ödemek için sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 15 gün süreniz var.

Ayrıca işin birden fazla yıla sirayet etmesi durumunda keseceğiniz faturalarda % 3 oranında stopaj kesintisi yapacaksınız, bunun yanında yaptığınız iş KDV tevkifatı yapılmasını gerektiriyorsa bu duruma da ayrıca dikkat etmeniz gerekir.

Hasan Volkan ÇEVİK
Mali Müşavir

İlginizi çekebilecek konuyla ilişkili başka bir yazıda aşağıdaki linkte; http://muhasebeselhavadisler.blogspot.com.tr/2017/06/insaat-dosyalarnn-sube-tescili-yaplmal-m.html





24 Ağustos 2017 Perşembe

Yeni Nesil Yazar Kasa Kullanma Zorunluluğu Kalktı Mı?



Yeni Nesil Yazar Kasa Kullanma Zorunluluğu Kalktı Mı?

Sürekli olarak bir şeylerin ertelenmesine o kadar çok alıştık ki; hele bir de buna yetkililerin söylediklerinin yanlış anlaşılması yada aktarılması eklenince haliyle insanlar yeni nesil yazar kasa kullanma zorunluluğunun kaldırıldığına dair yanlış bir algıya kapılabiliyorlar. 

Maliye Bakanı Naci AĞBAL Nisan ayı içerisinde; perakende zinciri içindeki işletmenin mevcutta ofis sistemine entegre eski nesil yazar kasası varsa 1 Ocak 2018'den sonra da bunu kullanmaya devam edebileceğine yönelik bir açıklama yapınca piyasada yeni nesil yazar kasa kullanım zorunluluğunun tamamen kaldırıldığı gibi yanlış bir algı oluşturuldu. 

Yukarıda da izah ettiğim gibi sadece; perakende zinciri içindeki işletmenin mevcutta ofis sistemine entegre eski nesil yazar kasasını değiştirmesi gerekmeyecek. Bu kapsamda olmayan diğer işletmelerin 01.01.2018 tarihinden itibaren yeni nesil yazar kasa kullanma zorunluluğu şu an için devam etmektedir. Şu an için diyorum çünkü insanlar yeni bir erteleme beklemekte çok da haksız değiller her an yeni bir erteleme gelebilme ihtimali var. Zorunluluğu erteleyen böyle bir düzenleme olursa bunu da ayrıca duyururuz.

Hasan Volkan ÇEVİK
Mali Müşavir

İşbaşı eğitim programında geçen süreler stajdan sayılır mı?





İşbaşı eğitim programında geçen süreler stajdan sayılır mı?

İşbaşı eğitim programının amacının, SMMM stajından beklenen amaçlar ile uyumlu olması sebebiyle staja giriş sınavında başarılı olmuş aday meslek mensuplarının işbaşı eğitimleri kapsamında yerine getirecekleri çalışmalar staj kapsamında değerlendirilecektir.

Söz konusu durum ile ilgili TESMER'e ait yazıya aşağıdaki linki tıklayarak ulaşabilirsiniz.

http://corlusmmmodasi.org.tr/…/2…/Ekim/06.10.2016/tesmer.jpg

22 Temmuz 2017 Cumartesi

10 Yıl Sonra Kendinizi (Mesleğinizi) Nerede Görüyorsunuz?



Yeterlilik sınavında başarılı olanlar, staja başlama sınavlarına girip mali müşavir olma yolunda önemli bir engeli aşanlar. Bir yılda Ankara’da yaklaşık 750 kişi mali müşavir olmaya hak kazanıyor. Allah bütün bu arkadaşlarımızın yollarını ve bahtlarını açık etsin ama mali müşavir sayısındaki düzenli ve hızlı artışa rağmen mükellef sayısındaki durağanlık bu şekilde devam ederse maalesef hepimizi sıkıntılı günler bekliyor.

Bu konuda ciddi bir çalışma yapılmaz ise çok yakın zamanda işsiz mali müşavirler ordusu ortaya çıkabileceği gibi iş alabilmek için fiyat kıranlar, bir işverene bağlı olarak çalışabilmek için düşük maaşla çalışmayı kabul edecek çok sayıda meslektaş olabilecek; bu da mesleğimizin ve meslektaşlarımızın durumunu şimdikinden çok daha kötü bir hale getirecek demektir.

Bizim mesleğimizde yaşanması muhtemel sıkıntıya benzer bir sıkıntının tıp alanında da görülmesi bekleniyor. Tıp fakültelerinden mezun olan doktor sayısındaki artışın fazla olması sebebiyle; işsiz doktorlar ordusu meydana getirmemek adına dönemin sağlık bakanı Mehmet Müezzinoğlu 2023 yılından sonra tıp fakültelerindeki kontenjanların dondurulacağını ifade etmişti. Bu yöntemin doğruluğunu tartışabiliriz ama sadece muhasebe alanında eğitim veren üniversiteler kuramıyorsak ve sadece muhasebe alanında eğitim veren bölümlerden mezun olanların mesleğe girmesini sağlayamıyorsak ve hala herkese ne olursan ol gel demeye devam edeceksek maalesef mesleğimizin geleceği çok da aydınlık görünmüyor. İşte bu yüzden hem mesleki yöneticilerimizin hem de maliye bakanlığının mesleğin geleceğine yönelik öngörülerde bulunup acil önlemler alması kaçınılmaz görünüyor. (http://muhasebeselhavadisler.blogspot.com.tr/2016/01/mali-musavirlik-kontenjanlar.html)

Konu öngörüden açılmışken son dönemde maliye bakanımızın ülkemizin çeşitli illerindeki meslek odalarında gerçekleştirilen toplantılarda dile getirdiği beyan muhasebeciliğinin sona ereceğini ve mali müşavirlerin danışmanlık yapması gerektiği yönündeki beyanlarını sanırım sizlerde duymuşsunuzdur. 2010 yılından beri derneğimizin (http://www.mmegitimder.com) kurucu üyesi olan arkadaşlarımız ile kurumsallaşmanın önemi, branşlara ayrılma ve farklı uzmanlık alanlarına yönelme konularında çalışıyoruz. Bunu bugün dile getirdiğimizde malumun ilanı gibi oluyor ama sanırım birazcık gelecek odaklı düşünen her birey buna benzer şeyler düşünmüştür.

Maliye bakanımız elbette sadece bizim odalarımızı ziyaret etmiyor. Diğer meslek grupları ve odalarını da ziyaret edip onlarla ilgili sorunlara da yardımcı olmaya çalışıyor. Geçtiğimiz aylarda yayınlanan bir videoda maliye bakanımızın yapmış olduğu bir bakkallar odası ziyaretinde bakkallar odası başkanının taleplerini izledim. Bakkallar odası başkanı yılda bir sefer ödedikleri defter tasdik ücretlerinin fazlalığından dert yanıyor ve defter tasdiklerinin kendi odalarınca yapılmasını talep ediyordu. Maliye bakanı bu isteklerini yerine getireceğini ve ilgili çalışmanın yapılacağını hatta yapılmakta olduğunu ifade etti, salon alkıştan yıkıldı. O videoyu izlerken, bakkallar odası başkanının bakkal esnafının çok daha önemli sorunları varken yılda bir defa ödedikleri defter tasdik ücretinin kaldırılmasını çok büyük bir sorunmuş gibi maliye bakanından istemesine mi yoksa maliye bakanının buna olur vermesine mi şaşırayım bilemedim.

Peki Maliye Bakanından bizim Türmob başkanımızın ne gibi istekleri var onu da söyleyim. Benim de katıldığım Türmob hizmet binası açılışında dönemin Türmob başkanı sayın Nail SANLI; konuşmasının büyük bölümünü binanın çatı oluklarını yapan firmadan, inşaata kum taşıyan firmaya varana kadar emeği geçenlere teşekkür etmek için ayırdı. Konuşmasının en duygusal bölümü ise binayı yapmalarına rağmen görev süresi dolduğu için binada oturamamasına içerlediği bölümdü. Nail SANLI konuşmasında 2 dönemden fazla yapılamayan Türmob başkanlığı için maliye bakanımızdan 2 dönem yasağının kaldırılması için çalışma yapılmasını istiyordu. Yani 100 bin meslektaş kendisi için talepte bulunulmasını beklerken maalesef Türmob başkanı o koltukta daha çok oturabilmek için yasal bir düzenleme istiyordu. Yukarıda bakkallar odası başkanının daha önemli sorunları varken defter tasdiki sorununu gündeme taşımasını eleştirdim ama bakklar odası başkanı en azından üyelerinin sorunları için bir talepte bulunuyordu; bizimkiler gibi daha çok görevde kalmanın yollarını aramak için değil.

Bu olayın hemen devamında başka ilginç bir gelişme daha yaşandı. Ziraat odaları birliği bir program geliştirdiklerini ve işlemlerin belirlenen bir mali müşavir aracılığı ile yapılacağını duyurdu. Meslek camiası olarak hemen ayaklandık, derneğimizin değerli yöneticilerinden İlyas KOCAER beyin katkıları ile Serkan TAVŞAN arkadaşımız hem derneğimiz hem de sendikamız adına ziraatçilerin sıkı takipçisi olduğu bir TV programına canlı olarak bağlanarak uygulamanın yanlış ve yasa ve yönetmeliklere aykırı olduğunu ve bir an önce kaldrılmasını gayet güzel bir şekilde ifade etti. Zenginlerin yatlarına aldığı yakıt fiyatı 1 lira, çiftçilerin aldığı yakıt fiyatı 4 lirayken ziraat odaları birliğinin kendilerini bire bir ilgilendirmeyen konulara burnunu sokması hepimize çok garip gelmişti.

Değerli meslektaşlarım bunları neden anlatıyorum. Bu ülkede 100 bin meslek mensubu var ama milyonlarca da esnaf var. Yaşadığımız bu teknolojik çağda geliştirilecek programlar ile muhasebe işlemlerinin tek bir merkezden takip edilebilmesi çok daha kolay hale gelecek. Belki diğer esnaf kuruluşları da tıpkı ziraat odaları birliğinin yaptığı gibi geliştirilen bir program ile bütün üyelerinin işlemlerini kendi bünyelerinde yapabilecekler. Bizler basit usulün kaldırılmasını beklerken böyle bir şey olmaz demeyin. Bizim meslek camiamızda bu boşvermişlik, yöneticilerimizde bu vizyonsuzluk ve koltukta daha çok nasıl otururum telaşı da varken; defter tasdiklerinin kaldırılması için çalışma yapan Maliye bakanlığı milyonlarca esnafın gönlünü hoş tutabilmek için böyle bir çalışmaya gidebilir. Ee nede olsa beyan muhasebeciliği kalkacak ve danışmanlık hizmeti vermeye başlayacağız.!!!

Sonra e-defter limitleri aşağıya inecek ve e-deftere geçen mükellef sayısı günden güne artacak. E-Deftere geçen bir mükellef bir sistem kuracak ve kuvvetle muhtemeldir ki bünyesinde bağımlı bir mali müşavir çalıştırmaya başlayacak. Yani bu gelişmeler gösteriyor ki zaten ciddi artış eğilimi gösteren bağımlı meslektaş sayısı belkide 5 sene sonra toplam meslektaş sayısının %80’ini oluşturacak.  Bugün bağımsız çalışanlara göre dizayn edilmiş odalarımız; en önemli görevi beyannameler için süre uzatımı talep etmek yada bunu duyurmak olan yöneticierimiz o zaman ne yapacak çok merak ediyorum.

Meslektaş sayısındaki hızlı artış arz fazlası ortaya çıkaracağı için bugün 5 bin liraya çalışan bir mali müşavir ileride çok daha düşük bir ücret ile çalışmak zorunda kalabilecektir. Eğer yöneticilerimiz mali müşavirler için dişe dokunur ve uygulanabilir bir taban ücret belirlenmesi için çalışmalar yapmaz ise çok komik ücretler ile çalışmaya şimdiden hazır olun.

Evet, sanırım son derece karamsar bir tablo çizdim. Şimdi içinizden ne yapalım o zaman kapatıp gidelim mi diyebilirsiniz. Hayır arkadaşlar kimse bir yere gitmiyor, kalıp hep birlikte mesleğimiz için mücadele edeceğiz. Öncelikle nasıl kurumsallaşabiliriz, nasıl farklı uzmanlık alanları geliştirebiliriz, nasıl branşlara ayrılabiliriz buna kafa yormamız gerekiyor. Maliye bakanımızında söylediği gibi beyan muhasebeciliğini bırakıp nasıl danışmanlık faaliyeti ile uğraşabiliriz buna kafa yormak lazım.

Dönemin türmob başkanı Nail Sanlı’da bundan yaklaşık 3 yıl önceki bir toplantıda farklı uzmanlık alanlarına yönelmenin mesleğin geleceği olduğunu söylemiş;  fakat hemen bu söyleminin ardından odalar ile birlikte tuik formlarının mali müşavirlerce verilmesi için protokol imzalamıştı. Sen hem meslektaşa farklı alanlara yönel diyeceksin hem de omzuna böyle angaryalar yükleyeceksin. Meslektaşımız tuik formu doldurmaktan, karşıt inceleme doldurmaktan, sgk vergi numarası eşleştirmekten, faturaları sayacağım diye uğraşmaktan, mevcut işlerini yapmak için gece yarılarına kadar çalışırken nasıl olurda farklı alanlara yönelebilir ki? (http://muhasebeselhavadisler.blogspot.com.tr/2015/05/tuik-angaryasn-kim-getirdi-icimizdeki.html)

İşte bu yüzden mevcut mali müşavirler için iyi oldukları alanlar ile ilgili güç birliğine gidip kurumsallaşmaktan başka çare yok. Örneğin sgk, vergi ve ttk konularında ayrı ayrı daha başarılı olduğuna inanan 3 mali müşavirin birleşerek kurumsal bir yapı ortaya koyması gibi.

Aksi takdirde maalesef hızla ilerleyen teknolojik gelişmeler ile bireysel performans gösteren meslektaşlarımızı çok zor günler bekliyor. Yeni sanayi devrimi ile birlikte geliştirilen yazılım ve uygulamalar ile çok köklü değişiklikler olacak. Örneğin geliştirilen bir yazılım sayesinde giyim mağazasında kimseye ihtiyaç duymadan alışverişinizi tamamlayabileceksiniz yada süpermarketlerde kasiyer gibi bir çalışana ihtiyacınız kalmayacak. Yani teknolojik gelişmeler bir çok mesleği ortadan kaldıracak gibi görünüyor. Eğer bizler bireysel performanslar ile çalışmaya devam eder, yaşanan gelişmelerin gerisinde kalır kendimizi geliştiremezsek yok olacağımızı sanmıyorum ama hayat standartlarımızda ciddi düşüşler yaşayacağımız da kaçınılmaz.

Branşlara ayrılma yada farklı uzmanlık alanlarına yönelmenin mesleğe yeni girenler için daha uygulanabilir olduğunu düşünüyorum ama burada da türmob ve odalara büyük iş düşüyor. Öncelikle staja başlayan aday meslek mensubu stajının başladığı tarihten bir müddet sonra uzmanlık alanı seçmeye yönlendirilebilir. Seçilen uzmanlık alanına göre 1 ay yada 3 ay gibi süreler iie verilecek eğitimler ile aday meslek mensubunun seçtiği uzmanlık alanında kendini geliştirmesi sağlanabilir. Farklı uzmanlık alanını seçmiş 5 ayrı aday meslek mensubu ruhsatını almaya hak kazandıktan sonra mevcut mali müşavirler için önerdiğim kurumsal yapıyı çok daha kolay kurabileceklerdir. Tabi odalar yada Türmob tarafından verilecek maddi destek bunu çok daha kolay hale getirebilecektir. (http://muhasebeselhavadisler.blogspot.com.tr/2015/08/bu-kumbara-meslegi-kurtarr.html)

Sonuç olarak değerli meslektaşlarım yaşanan teknolojik gelişmeler ve mesleğimizin içinden geçtiği bu süreç mesleğimizde farklı uzmanlık alanlarına yönelmeyi ve birlikte çalışmayı zorunlu hale getirmektedir.

Bizler dayanışma içerisinde olursak bir çok şeyin üstesinden gelebiliriz. Birlikte hareket etme becerisini gösterebilmek bizlere ekonomik olarak değer katacağı gibi, mesleki sorunlarımızın çözümüne de katkı sağlayacaktır. Bu sorunlarımızı gelip bir süper kahraman düzeltmeyecek, eğer bizler duyarlı olur çözüm için çabalarsak hepimiz birer süper kahraman olabiliriz.

Hasan Volkan ÇEVİK
Mali Müşavir

Not: Mali Müşavirler Eğitim ve Dayanışma Derneği olarak 15.04.2017 tarihinde düzenlediğimiz Sosyal Güvenlik Uygulamaları konulu seminerde yaptığım açılış konuşmasının yazılı halidir.

21 Temmuz 2017 Cuma

Eksik Gün Bildirim Formu Ne Zaman Verilir?



Mesleği icra edenlerin sıkça sorduğu bir soru. Aylık prim ve hizmet bildirgesi verme süresi uzatıldı yada verilme süresinin son günü pazar gününe denk geliyor, bu durumda eksik gün bildirim formu verme süresi de uzar mı? 

SGK Aylık prim ve hizmet bildirgesi uzatılmışsa; eksik gün bildirim formunun verilme süresi de uzar...

5510 Sayılı Kanun 86. Maddesinin 4. fıkrası;

(Değişik dördüncü fıkra: 15/7/2016-6728/48 md.) Ay içinde bazı iş günlerinde çalıştırılmadığı ve ücret ödenmediği beyan edilen sigortalıların, otuz günden az çalıştıklarını ispatlayan belgeler, işverence ilgili aya ait aylık prim ve hizmet belgesinin veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin VERİLMESİ GEREKEN SÜRE İÇİNDE VERİLİR.

Yani kısaca aylık prim ve hizmet bildirgesinin verilmesinin son günü ne zaman ise eksik gün bildirim formunu vermenin süresi de aynı gündür. 

Hasan Volkan ÇEVİK
Mali Müşavir


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...