25 Ocak 2019 Cuma

MESLEKTE #10YearChallenge



Geçtiğimiz hafta Cumartesi günü Ankara SMMM Odasının düzenlemiş olduğu "Dalgalı Piyasalarda Geleceği Öngörme ve Şirket Yönetimi" konulu seminere katıldım. Böyle güzel ve önemli bir konuda üstelik işinde çok iyi bir eğitmen tarafından böyle bir seminer düzenledikleri için başta başkanımız sayın Ali ŞAHİN olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; seminerde bizler ile engin bilgilerini paylaşan Dünya Gazetesi Ekonomi Yazarı Erkin ŞAHİNÖZ'ü tanıdığıma çok memnun oldum. Erkin bey, içinde bulunduğumuz ekonomik durumu ve gelecekte olması muhtemel tehlikeler konusunda bizleri aydınlattı. Kendisinin ekonomi ile ilgili görüşlerini internet üzerinden arattırarak dinleyebilirsiniz. 

Erkin bey özetle; dünya üzerinde yaşanan gelişmelere bakarak önümüzdeki günlerde 1998 ve 2008 yıllarında olduğu gibi çok büyük bir ekonomik krizin bizi beklediğini; 2008 yılında krizin teğet geçtiği ülkemizin reel sektör krizi olarak adlandırdığı bu krizden kurtuluşunun olmadığını ifade ediyor. Türkiye özelinde ise inşaat sektörü üzerinden yapılan büyümenin rakamsal hacmi artırdığını fakat kalkınmaya bir etkisi olmadığını ve şu an iyi ihtimalle 1 milyondan fazla satılmayı bekleyen konutun olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte geçtiğimiz yıl ortasında yaşanan döviz kuru artışının firmalarımızı hallaç pamuğu gibi dağıtacağını ve bütün sektörlerin bundan etkileneceğine vurgu yapıyor. 

Reel piyasanın döviz borcu 210 milyar dolar. Şubat 2018'de 3,70'den aldığı dövizin kuru bugün 5,40. Sadece kur farkından oluşan kambiyo zararı 357 milyar TL. Bu rakam İSO 500'ü oluşturan firmaların 2017 yılında yaptığı toplam karın 3,5 katı.


Yani önümüzdeki günlerde bizleri çok büyük işsizlik rakamları, firma kapanışları ve bunlara benzer sıkıntılı ekonomik durumların beklediği kaçınılmaz bir gerçek. Bu durumda bizlerin başta tasarruf ederek bireysel tedbirleri almamız gerektiği de su götürmez başka bir gerçek. Peki güzel kardeşim konuyu buradan mesleğe nasıl bağlayacaksın derseniz az sabredin aşağıda da onu anlatıyor olacağım.

Her seminer öncesinde olduğu gibi bu güzel seminer başlamadan hemen önce de oda başkanımız bir açılış konuşması yaptılar. Açılış konuşmasında haftanın popüler konusu olan 10 yıl önce 10 yıl sonra paylaşımlarına atıfta bulunarak; ülkemizin 10 yıl içinde ekonomik olarak geldiği tabloyu özetlediler. Odaların ülkemizde yaşanan sorunlar ile ilgili görüş beyan etmesini siyasi bir gözlük takılmadan objektif bir şekilde yapıldığı sürece destekliyorum. Çünkü bizler de yaşanan gelişmelerden etkilenen ve işimizin gereği olarak yaşanan sorunlara çözüm üretme potansiyeline sahip bir meslek camiasıyız. Bu sebeple başkanımızın açılış konuşmasında bahsettiği konularla ilgili görüşlerine katılıyorum ve ısrarla tekrar belirtiyorum objektif olarak yapılmak kaydıyla bu değerlendirmelerin daha da çoğalmasını talep ediyorum. Gelelim eleştirdiğim daha doğrusu şu da olsaydı daha iyi olur dediğim konuya.

Başkanımızın bir sivil toplum kuruluşunun başkanı olarak ülke meseleleri ile ilgili yaptığı görüşlere eyvallah ama ben kendisinden bizzat kendisini ilgilendiren mesleğimiz ile ilgili de bir 10 yıl önce 10 yıl sonra paylaşımı yapmasını beklerdim. Zira böyle bir paylaşım geleceği öngörme konulu bir seminerde meslektaşlarımızın durumlarını ve gelecekte kendilerini bekleyen tehlikeleri görmesi içinde gayet yerinde olurdu. Böyle bir paylaşımı madem başkanımız yapmadı o zaman ben yapayım.

Meslek mensuplarının sayısı 1990-1991 döneminde 27.115 iken bu sayı, 2004 yılı temmuz ayı sonu itibariyle 64.153’e, 2009 yılı sonu itibariyle 80.256'ya, 2013 yılı sonu itibariyle 92.418’e ulaşmıştır. 2019 yılı itibariyle Türmob'un internet sitesinden alınan bilgiye göre meslek mensuplarının sayısı 107.320'ye ulaşmıştır. 

Yani özetle son 10 yılda "kısaca" KDV mükellefi olarak adlandıracağım mükellef sayısında % 10 civarında bir artış olmasına rağmen meslek mensubu sayısında 2009 yılına göre son 10 yılda % 33'ten fazla bir artış meydana gelmiş bulunmaktadır. 2019 yılında tüm dünyada beklenen olası küresel kriz ile mükellef sayısında ciddi düşüşler olacağını yada mevcut mükelleflerin meslek mensubuna karşı olan yükümlülüklerini yerine getiremeyecek oluşlarını ve buna rağmen mevcut düzenlemeler ile bu kötü gidişat ortada olsa bile meslek mensubu sayısındaki artışında öncekinin aynı hatta daha hızla artacağını da lütfen aklınızdan çıkarmayın.

Şu anda bile ödeme planlarının sonlarında yer alan muhasebe meslek camiasının dünyada ve ülkemizde yaşanacak yada yaşanması muhtemel bir krizden nasıl etkileneceğinin takdirini siz değerli okuyuculara bırakıyorum. Mevcut durumda bile mükellef sayısına oranla ciddi ve plansız bir meslek mensubu artışı varken kriz zamanlarındaki durumu düşünmek bile istemiyorum.

İşte yaşanması muhtemel böyle bir kriz öncesi sayın başkanımızdan mesleğin bu tarafına yönelik de fikirlerini beyan etmesini ve geleceği öngörerek kurum olarak ortaya bir çalışma koymalarını beklerdim. Mali müşavir olmak isteyen ve bu yazıyı okuyan meslek mensubu adayı arkadaşlarımız mesleğe girişin kısıtlanmasını öneren böyle bir yazı yazdığım için muhtemelen bana kızacaklardır ama eğer bu yönde bir çalışma yapılmaz ise, küresel kriz olmasa bile mesleki bir krizin çıkması kaçınılmazdır.

Yazının sonuna bu konu ile ilgili daha önce yazdığım yazıları da ekliyorum umarım konu ilgilere kadar ulaşır da bizi bekleyen bu ciddi tehlike için bir çalışma yapılmasına vesile olur.

Hasan Volkan ÇEVİK
Mali Müşavir

Mali Müşavirlik Kontenjanları Dondurulacak...!!!




8 Ocak 2019 Salı

Mesleğini Seversen Uzun Yaşarsın...



Alime sormuşlar; dağın başına inzivaya çekilip sadece temel ihtiyaçlarını karşılayıp 24 saat ibadet etmek mi, yoksa dünya işlerini aksatmadan aynı zamanda ibadetini yapmak mı evladır? Dünya işlerini aksatmadan yaptığın ibadet daha iyidir demiş.

Aynı durumu mesleğimize uyarlarsak; 100 müşterim olsun aylık kazancım 50 bin lira olsun diye uğraşıp, olayı sadece ticaretten ibaret görmek mesleğin sorunlarına duyarsız kalmak aman bana ne demek mi evladır? Yoksa günlük işlerini aksatmadan hem kazanç elde edip hem de bu meslek için dertlenmek, sorunların düzelmesi için kafa yormak mı?

Meslektaşlarımız çok önemli bir şeyi gözden kaçırıyorlar. Eğer mesleğimize sahip çıkarsak, seversek, daha iyi bir birey olmak için çalışırsak ve bunu bir amaç haline getirirsek ömrümüzün uzaması ihtimali çok yüksek. 

Atom bombası atılmış olmasına rağmen dünyanın en uzun süreli yaşayan insanları Japonya'nın Nagazaki şehrindedir. Sade ve mütevazi yaşantılarının da etkileri muhakkak vardır ama uzun yaşamalarının aslında temel iki öğesi var. Bunlardan birincisi Japonların hayatları boyunca küçük bahçe işleri ile uğraşıp toprakla bağlarını koparmaması, ikincisi ise asla emekli olmamaları ve belirledikleri bir amaç için hayatlarının sonuna kadar mücadele etmeleri. Yani bir amaca bağlanan, sürekli amacına kafa yoran Japon'lar bu sayede daha da uzun yaşayabiliyorlar. 

İlla mesleki bir amaç seçmeniz gerekmez ama en azından amaçlarınızdan birini mesleğimizin daha iyi yerlere gelmesi olarak belirlerseniz, hem hayatınızı idame ettirebileceğiniz bir kazancınız olur, hem mesleğimiz daha iyi yerlere gelir hem de ömrünüz uzar. 

Eğer biz bu amacı edinmez isek amacı koltuk ve o koltukta daha çok oturmak isteyenler hayatımızdan hiç eksik olmayacaklar. Biz amaçsız ve günlerimizi koşturmaca ile birer birer geçirirken stresten, sıkıntıdan, boşluktan Allah göstermesin genç yaşta yitip gideceğiz. Fakat bizler beğenmesekte hayatlarını bir amaca bağlamış oldukları için o beğenmediklerimiz daha çok yaşayıp hayatımızdan eksik olmayacaklar. Yani gördüğünüz gibi amacın türü de önemli aslında. 

Ne olursa olsun ister uzun ister kısa; dolu dolu, duyarlı ve hep sevdikleriniz ile geçireceğiniz bir hayatınız olsun. Ömrünüze bereket... (08.01.2019 - 04:19)

Hasan Volkan ÇEVİK
Mali Müşavir

2 Ocak 2019 Çarşamba

Odalar ve Türmob Ücret Tarifesindeki Hak Kaybına Göz Mü Yumdu?



Öncelikle hepinizin yeni yılını kutluyorum. Umarım 2019 yılında hedeflediğiniz her şeye ulaşabilirsiniz. Gelelim yazımızın konusuna;

Biliyorsunuz 31.12.2018 tarihli Resmi Gazete'de asgari ücret tarifemiz yayımlandı ve asgari ücrete yaklaşık % 26 oranında zam yapılmışken maalesef bizim ücret tarifemizde zam oranı yaklaşık %15 civarında gerçekleşmiş oldu. % 15 oranında zam yapılması hiç yoktan iyidir diye düşünebiliriz ama tarifeyi incelediğimizde maalesef geçen seneki tarifeye ve bu sene yeni gelen uygulamalara göre meslektaşlarımız bana göre ciddi bir hak kaybı yaşamış gibi görünüyor. Bunu aşağıda detaylı olarak aktaracağım ama gelin önce ücret tarifemiz nasıl yayınlanır kısaca ona bir yer verelim.

3568 sayılı yasamızın 46. maddesine göre her odanın yönetim kurulu, bir tarife hazırlayarak birliğe gönderir. Birlik yönetim kurulu, oda yönetim kurullarının tekliflerini göz önüne alarak uygulanacak tarifeyi hazırlar ve Maliye Bakanlığı'na gönderir. Maliye Bakanlığı'da tarifeyi aynen veya gerekli gördüğü değişiklikler ile tasdik eder ve Resmi Gazete'de yayımlanarak tarifemiz yürürlüğe girer. 

Gördüğünüz gibi oda yönetim kurulları tarifeyi hazırlıyor, birlik yönetim kurulu hepsini derleyip son halini veriyor ve Maliye Bakanlığı'na gönderiyor. Yani tarifenin hazırlanış sürecinde odalarımız ve Türmob bu işin bir fiil içinde yer alıyorlar. 

Tarife önceki yıllara göre bazı yenilikleri de beraberinde getirmiş bulunuyor. Defter beyan sistemi uygulamasına zorunlu olarak dahil olan basit usul kapsamında defter tutan mükelleflerden alınacak ücret, tarifede yerini almış. Bunun yanında "Meslek odası kayıt işlemleri" ile "Sanayi Sicil Cetveli"  hazırlama gibi işlemlerin de tarifede ücretlendirildiğini görüyoruz. Bana göre en önemlisi ve gördükten sonra bu zamana kadar acaba nasıl düşünülemedi dediğim ise; "Müşterinin engelli olması durumunda tarifede yer alan ücretler ilk iki yıl %25 indirimli olarak uygulanır." maddesi.

Tarifede dikkat çeken bir başka konu ise, kuruluş ve değişiklik işlemlerinde SMMM ve YMM'ler için belirlenmiş ücretlerdeki farklılıklar. Tarifeye göre bir anonim şirket kuruluşunda SMMM'nin alacağı ücret 823-TL iken, aynı kuruluş işlemi için YMM'nin alacağı ücret1.243-TL. Yine tarifeye göre birleşme ve bölünme ücreti SMMM için sırasıyla; 1.700-TL ve 2.000-TL olarak belirlenmişken bu ücretler YMM'ler için yine sırasıyla 5.959-TL ve 9.935-TL olarak belirlenmiş durumda. YMM'lerin bu işler için yaptıkları farklı bir şey mi var bilmiyorum ama eğer yok ise ücretlerin arasındaki uçurumu sizlerin takdirine bırakıyorum.

Gelelim tarifenin bizler için en önemli kısmına daha doğrusu bir önceki yıla göre yapılmış en önemli değişikliğine. Biliyorsunuz Maliye Bakanlığı yayınlanan taslaklar ile e-defter kapsamındaki mükelleflerin sayısını artırmayı planlıyor. Bağımsız olarak büro işleten bir mali müşavirin e-defter kapsamındaki mükelleflere vereceği hizmetin zorluğu da ortada. Sanıyorum bugün klasik büro faaliyetini yürüten bir mali müşavir bürolarında öyle çok da fazla e-defter mükellefine hizmet verebilecek durumda değil. Bu hizmeti adamakıllı verebilmesi için sistemini buna göre kurmalı ve buradan hareketle de ücretini buna göre dişe dokunur olacak şekilde istemelidir.

Yine hepinizin bildiği gibi bu sene işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler zorunlu olarak defter beyan sistemine dahil olmuş durumdalar. 2019 yılından itibaren işletme defterlerinin meşakkati önceki yıllara göre biraz daha fazla olacak haliyle ücreti de ona göre güncellenmeli. 

Geçtiğimiz yıl defter beyan sistemine zorunlu olarak geçen Serbest Meslek Erbabı olan mükelleflerin sözleşmelerini E-Birlik sistemine girdiğinizde ücreti; tarifenin notlar bölümünde yer alan "3.9- E-defter tutacak firmalarda tarifede yer alan ücretlere % 50 ilave edilir." maddesinden hareketle tarifede yer alan ücretin %50 artırılmış hali oluyordu. Bu sene yayınlanan asgari ücret tarifesinde ise ne olduysa bilmiyorum bu maddeyi kaldırmışlar. Yani artık E-defter tutacak firmalarda (ki geçen seneki serbest meslek defterleri için yapılan uygulamayı düşündüğümüzde buna bu seneki işletme defterlerini de katabiliriz.) tarifede yer alan ücretin %50 artırılmış hali uygulanamayacak. Haliyle pratikte e-deftere geçen firmalarda ve zorunlu olarak defter beyan sistemine geçmiş olan firmalarda bir ücret artışından söz etmemiz maalesef mümkün görünmüyor.

Peki 3568 sayılı kanunun 46. maddesine göre tarifeyi hazırlamak odaların ve Türmob'un görevi ise neden bu % 50 oranındaki artış maddesi tarifeden çıkarıldı. Yoksa kanundaki yetkisinden hareket ile Maliye Bakanlığı mı yaptı bu değişikliği? Eğer öyle ise bizim yöneticilerimiz neden buna izin verdi?

Şimdi acaba kendilerine sorsak; "Bu zaten asgari tarife siz istediğiniz ücreti alabilirsiniz" mi diyecekler? Yoksa zaten nasılsa asgari ücret tarifesine uyan yok çok da dikkat çekmez mi diyecekler? Asgari ücret tarifesine uyan yoksa bu konuda da odalar ve Türmob'un disiplin mekanizmalarını işletmeleri ve muhasebe ücretlerini disiplin altına almak için çalışmalar yapması gerekmez mi? Yoksa odalar ve Türmob zaten ekonomik olarak sıkıntılıyız bir de esnafın üzerine muhasebe ücretlerini fazla olarak bindirmeyelim, bizim meslektaşlar üzerine yüklenen angaryalara alışkındır seslerini çıkarmazlar mı dediler?

Ne dediler ne yaptılar bilmiyoruz ortada da bir bilgilendirme maalesef yok, maalesef meslektaşlarımızın bu yaşanan haksızlığa ses çıkardığı da yok. Düşünün ki meslektaşlarımız direk ceplerini, kendi geleceklerini ilgilendiren bir konuya kafa yormaları gerekirken; poşetlerden alınan ücretleri ve bunun nasıl beyan edileceğini düşünür haldeler.

Değerli meslektaşlarım bizim mesleğimize ve ona bağlı ücret tarifesine sahip çıkmaktan başka çaremiz yok. Bizler tarifemize sahip çıkar yaşadığımız bu hak kaybı konusunda gündem oluşturmayı başarabilirsek bizi yönetenler de yaptıkları hatayı fark edeceklerdir. Bu sene inisiyatif alıp tarifede olmamasına rağmen geçen senelerde olduğu gibi e-defter ve defter beyan kapsamındaki müşterilerimize gerekli artışları yapmalı ve mümkünse hemen yoksa bir sonraki sene bu yanlışlığın giderilmesi için yöneticilerimiz üzerinde baskı oluşturmalıyız.

Emeklerinizin karşılığını alabildiğiniz, sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir yıl dilerim.

Hasan Volkan ÇEVİK
Mali Müşavir

20 Aralık 2018 Perşembe

Defter Tasdik Ücretini Az Ödedim Diye Sevinen Esnaf


Defter tasdik ücretini az ödedim diye sevinen esnafın durumu;

Biliyorsunuz 2018 yılının Mart ayında 7103 sayılı yasa ile birlikte işverenlere, önceki yıl çalıştırdığı işçi sayısı ortalamasına ilave olarak işe aldıkları personeller için en az 12 ay süreyle yaklaşık 800-TL civarında sgk ve vergi avantajı sağlanmış durumda. 1 önceki yıl çalışanı olmayanlar bu avantajlardan 3 ay sonra yine aynı süreler ile yararlanmaya başlıyor. 2018 yılı için sağlanan avantajın bir yıllık tutarı 9.600-TL civarında. Gelelim konumuza;

Limited şirket olarak faaliyet gösteren bir market işletmecisi muhasebeci olduğumu bildiğinden alış veriş esnasında hep muhasebecisi ile yaşadıklarını anlatıp çoğu zaman da özellikle verdiği ücretlerden şikayet ediyordu. Ben de her konuştuğumuzda meslektaşımızdan yana tavır takınınca bana da inceden inceye sinir olduğunu hissedebiliyordum. Geçtiğimiz yıl mevcut muhasebecisini ücretini pahalı bulduğu için değiştirdi ve 250-TL ücret ile başka bir muhasebeci ile anlaştı.Bu muhasebeci arkadaşı sol kulağını çınlatacak şekilde bolca andım. 

Daha sonra bu market işletmecisi ile yine yıl içerisinde benzer diyaloglar kurmaya devam ettik. Bu sefer muhasebecisinden şikayet etmiyordu, gayet memnundu çünkü az ücret veriyordu. Her zaman yaptığım gibi bir gün çocuklara abur cubur alırken şu anda çalışan yok ama birini sigortalı olarak işe alacağım bana maliyeti ne olur diye sordu. Bende kendisine sgk ve vergi olarak maliyetin yaklaşık 800-TL civarında olduğunu ama yazının başında belirttiğim gibi bir teşvik olduğunu ve şartları sağlıyor ise en az 1 yıl süreyle teşvikten yararlanıp yıllık 9.600-TL gibi bir avantajının olabileceğini söyledim. 

Bunu duyunca gözleri parladı, yüzünde çakalca gülen bir ifade belirdi ve hemen nasıl yararlanacağını sormaya başladı. Bende kendisine muhasebecisine sorarsa ona söyleyeceğini ifade ettim ve ayrıldım. Sonraki gitmelerimde tekrar sormaya devam etti. Bunun çok basit bir şey olduğunu internete yazınca kendisinin bile göreceğini bu yüzden muhasebecisinin rahatlıkla kendisini aydınlatabileceğini söyledim. 

Muhasebeci "arkadaş" bunu sorunca böyle bir şeyin olmadığını, yasanın henüz çıkmadığını ve bunun bir dedikodu olduğunu söylemiş. Bu arada bu konuşmalar 2018 yılının Ağustos ayında gerçekleşiyor. Bizim esnaf arkadaşın yanından gülerek ayrıldım, biraz gidince arkamdan meraklı ve şaşkın bir ifade ile bana baktığını gördüm. Sonraki gitmelerimde hep aklı oradaydı benden kanun numarasını falan yazmamı istedi yazmadım, gıcık oldu.

Geçtiğimiz hafta tekrar alışveriş yaparken bana defter tasdik ücreti ne kadar diye sordu. Muhasebecin ne dediyse odur dedim. 1.500-TL istedi dedi, tamam normal vereceksin dedim. Bu sefer o gülmeye başladı, yok yok 550-TL istedi dedi. İyi işte ne güzel az veriyorsun o muhasebeciyi sakın bırakma dedim. Ama SGK'dan sana yaklaşık 10 bin lira kaybettirdi bunu da unutma dedim. Öyle bir şey yokmuş, bize olmuyormuş dedi.

Yani diyeceğim şu ki dostlar yazdığım ve yaşadığım bu örnekte "Ucuzsa vardır bir illeti, pahalıysa vardır bir hikmeti" atasözünün hayat bulduğunu görebilirsiniz. Kendince az muhasebe ücreti (yasal sınırların altında) ödeyip defter tasdikini de az ödeyen esnaf kendini kardayım zannediyor. Oysaki diğer taraftan ucuza defter tutan benim meslektaş demeye bile hicap duyduğum kişiler tarafından yararlanması gereken vergisel vb. diğer teşvik ve benzeri avantajlardan yararlandırılmayarak büyük zararlar edebiliyor. Yaşadığımız bu örnekte muhasebeci arkadaş bu esnaf arkadaşı teşvikten yararlandırmış olsaydı esnaf arkadaş yaklaşık 40 aylık muhasebe ücretini bedavaya getirmiş olacaktı. 

Son olarak da sözüm meslektaşlarımıza; sayın meslektaşlarım lütfen tarifenin altında iş kabul etmeyin. Ucuz iş kabul ederek kazanmış olmuyorsunuz, sadece günü kurtarıyorsunuz ve sadece işini elinden aldığınız meslektaşınıza kaybettirmiş olmuyorsunuz. Bu şekilde hem kendinizin hem mesleğinizin saygınlığını yerle bir edip bindiğiniz dalı kesiyorsunuz. Lütfen kendinizi, mesleğimizi ve diğer meslektaşlarımızı; kendini kurnaz zanneden esnaf kılıklı kişilerin oyuncağı haline getirmeyi bırakın ve mesleğinizin hakkını verin, bir başkasının hakkını yemeyi bırakın... 

Hasan Volkan ÇEVİK 
Mali Müşavir

7 Aralık 2018 Cuma

287 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı Kapsamında 2. El Ticari Araçlarda Uygulanacak KDV Oranı

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı
Gelir Kanunları KDV Ve ÖTV Grup Müdürlüğü


Sayı : 84974990-13Ü[KD V-l /H/28-2018/98]-E.462898 28.11.2018

Konu : İkinci el araç Alım-satımında KDV oranı


Sayın :******* ***************/ANKARA

İlgi :20/11/2018 tarihli dilekçeniz

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, 287 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari araç Alım ve satımında KDV oranının %1’e düşürüldüğü belirtilerek alacağınız ticari aracın ikinci el olması durumunda uygulanacak KDV oranı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

Katma Değer Vergisi Kanunun 1/1 maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV'nin konusunu teşkil ettiği hüküm altına alınmıştır.

KDV oranları, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) eki (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1, (II) sayıl, listede yer alan teslim ve hizmetler için %8 ,bu listelerde yer alanlar hariç olmak üzere vergiye tabi işlemler için % 18 olarak tescil edilmiştir. 

31/10/2018 tarihli ve 30581 Mükerrer Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 287 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 4'üncü maddesi ile 31/12/2018 tarihine kadar (bu tarih dahil) uygulanmak üzere; 25/12/2017 tarihli ve 2017/11170 sayıl, Bakanlar Kurulu Karan ile Yürürlüğe konulan istatistik Pozisyonlarına Bölünmüş Türk Gümrük Tarife Cetvelinin-

8701.20, 87.02, 87.04, 87.05 gümrük .arife İstatistik pozisyon numaralarında yer alan malların katma değer vergisi oranı %1 olarak belirlenmiştir.

Buna göre ;31/12/2018 tarhine kadar (bu tarih dahil) alım-satımını yapacağınız ikinci el aracın Türk Gümrük tarife cetvelinin 8701.20.87.02.87.04. 87.05 gümrük tarife istatistik pozisyon numaralarında yer alması durumunda KDV oranı % 01 olarak uygulanacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim. 
YÜKSEL DUMAN


Özelgenin devamında Cumhurbaşkanlığı Kararında sayılan gümrük tarife pozisyonundaki araçları da belirtmek istedim;

31.10.2018 Tarihli ve 287 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararına göre ticari taşıtlarda KDV oranı 31/12/2018 tarihine kadar %1 olarak belirlenmiştir. Bu araçlar hangileridir?

8701.20, 87.02, 87.04 ve 87.05 gümrük tarife istatistik pozisyon numaralarında yer alan mallar.

8701.20 > Yarı römorklar için çekiciler

87.02 > 10 veya daha fazla kişi taşımaya mahsus (sürücü dahil) motorlu taşıtlar. (Otobüs, midibüs ve minibüs)

87.04 > Eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar

87.05 > Özel amaçlı motorlu taşıtlar (Kurtarıcılar, vinçli taşıtlar, itfaiye taşıtları, beton karıştırıcı ve mücehhez taşıtlar, yol süpürmeye mahsus arabalar, püskürtme yapan arabalar, seyyar atölyeler, seyyar radyoloji üniteleri)

3 Aralık 2018 Pazartesi

Meclise Sunulan 71 Maddelik Kanun Teklifinin Mesleğimizi İlgilendiren Bölümleri

burayı tıklayarak


TBMM’ne sunulan kanun teklifinin mesleğimizi ilgilendiren bazı bölümleri; 

- Danıştay Dava Daireleri Kurulu E:2017/548, K:2017/606 sayılı kararıyla kur farklarının KDV matrahına dahil olmadığı tespitini yapmıştı. Şimdi meclise sunulan torba yasanın 19. Maddesi ile 3065 sayılı kanunun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine “fiyat farkı”, ibaresinden sonra gelmek üzere “kur farkı,” ibaresi eklenmiştir. Bu durumda kur farkları yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte KDV matrahına dahil olacaktır. (Madde 19) 

- 3065 sayılı kanunun geçici 35 maddesindeki ve geçici 37 inci maddesindeki tarihler sırasıyla; 31.12.2020 ve 2019 şeklinde uzatılmıştır. (Madde 20-21) 

- 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 50 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan Hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün “prim ödeyerek sürekli çalışmış” olanlardan ibaresi Hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün “hizmet akdine tabi” olanlardan şeklinde değiştirilmiş ve devamsızlık hallerinden kaynaklı işsizlik maaşı ödenmeme durumu ortadan kaldırılmış olacaktır. (Madde 26) 

- 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “2017 ve 2018” ibaresi “2017, 2018 ve 2019” şeklinde değiştirilmiş ve sürelerin uzatılması yetkisi Cumhurbaşkanı’na verilmiştir. (Madde 44) 

- Yaşlılık/malullük/ölüm aylığı almakta olan emeklilerine ve hak sahiplerine ödenen aylıklar ile her ay itibarıyla aylıkları ile birlikte yapılan ödemeler toplamı için 1.000-TL’lık alt sınır belirlenmektedir. (Madde 43) 

- Kira bedelinin belirlenmesinde tüketici fiyat endeksinin artış oranı olarak belirlenmesinin üretici fiyat endeksinden daha hakkaniyete uygun sonuçlar doğuracağı düşünüldüğünden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 344 maddesi değiştirilecektir. Yasa değişikliği ile birlikte kira artışlarında TÜFE artış oranı dikkate alınacaktır. (Madde 57) 

- 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’na “Ödünç para verme” başlıklı; “6102 sayılı kanunun 195 inci maddesi hükümleri çerçevesinde şirketler topluluğunu oluşturan şirketler, birbirlerine uygulanacak faiz ile ilgili mevzuat hükümlerine uygun ödünç para verebilirler” şeklinde EK madde 1 eklenmiştir. (Madde 63)

Hasan Volkan ÇEVİK
Mali Müşavir

Yasa teklifinin tam metnini burayı ziyaret edip derneğimizin dosyalar bölümünden indirebilirsiniz...

21 Kasım 2018 Çarşamba

Emeklilikte Yaşa Takılanlar İçin Öneriler



Emeklilikte yaşa takılanlar ile ilgili "şurada" bir değerlendirmede bulunmuş fakat çözüm önerisini bu yazı ile biraz daha görünür hale getirmek istedim.

Emeklilikte yaşa takılanlar ile ilgili yapılacak düzenleme ülke ekonomisine ciddi zararlar verecekse; bundan sonra daha önce yapılan benzer uygulamalara asla yer vermemek kaydı ile düzenleme yapılmaması makul karşılanabilir. Fakat bu durumda olanlar ile ilgili basit ve her iki tarafı da memnun edecek bir önerim var. 

Birincisi emekli olma şartını sağlamış ve sadece yaşı bekleyenlerden eğer hiçbir yerde çalışmıyorlar ise GSS primi alınmasın, çalışan sigortalılardan ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerden %20 oranında alınan katkı payı; emeklilerde ve emeklilerin bakmakla yükümlü oldukları kişiler için uygulanan % 10 oranında uygulansın. Bu sayede bu durumdaki vatandaşlarımıza ufakta olsa bir katkı sağlanmış olur. 

İkincisi; emekli olma şartını sağlamış ve sadece yaşı bekliyor olmasına rağmen çalışmak zorunda olanlar ile ilgili düzenleme. Biliyorsunuz emekli gün sayısını tamamlamasına rağmen hala çalışan sigortalıların ödedikleri fazla primler (çarpan etkisi) nedeni ile emekli maaşları düşebiliyor. Bunu da düşünerek emekli olma gün şartını sağlayanlardan sgk ve vergi kesintileri yapılmasın, sigorta primi olarak sadece işveren payları ödensin. Bu sayede hem fazla primler nedeniyle emekli maaşı düşmeyecek hem de söz konusu işçi brüt maaşının tamamını almış olacaktır. Yalnız bu fark ücretin işveren tarafından değil bizzat devlet tarafından işçinin hesabına yatırılması sağlansın. Yani işveren bordroyu hazırlarken yine söz konusu kesintileri yapıp işçiye net asgari ücreti ödesin fakat işçi adına yapılan kesintiler devlet tarafından işçinin hesabına aktarılsın. Bu öneri AGİ ödemelerinde kötü niyetli tutum sergileyen işverenlerin durumu gözetilerek ortaya atılmıştır. Uygulama işverenlere prim ödemelerinde kolaylık sağlayacak şekilde genişletilebilir. Bu sayede asgari ücretli bir işçinin maaşı 400 liradan fazla artacak, işverene sağlanan prim indirimi ile üzerindeki yük bir nebze de olsa azalacak ve en önemlisi devletimiz nezdinde prim ödememek için kayıt dışı çalışanların sisteme dahil olması sağlanarak kayıt dışılığın önüne geçilmiş olacak. 

Ve üçüncüsü; emekli olma şartını sağlamış ve sadece yaşı bekliyor olmasına rağmen kendi adına bağımsız olarak bir işyeri işletmek isteyenler olabilir. Bu durumda olanlar zorunlu 4/b (bağkur) sigortalısı olmak zorunda. Emeklilik müracaatında son 3,5 yıl en fazla hangi statüye göre prim ödenirse o şarta göre emekli olma zorunluluğu olduğundan; 4/a yönünden emeklilik şartlarını sadece yaş yönünden bekleyen bir kişi bağkur sigortalısı olmamak adına türlü alicengiz oyunları yapıyor. İşyerini açıp kendini başka bir yerde sigortalı göstermek, işyerini eşinin, babasının ya da başka bir akrabasının adına açıp gölge işveren olarak faaliyet gösteriyor.

Durum böyle iken emekli olma şartını sağlamış ve sadece yaşı bekliyor olmasına rağmen kendi adına bağımsız olarak bir işyeri işletmek isteyenler tıpkı emekli olup da işyeri açanlarda olduğu gibi herhangi bir prim vs. ödemesin ya da bir üst örnekte olduğu gibi kendilerinden sadece iş kazası ve meslek hastalığı için %2 oranında prim alınsın. Bu sayede kayıt dışılığın, sahte sigortalılıkların önüne geçileceği gibi; sigortalı da bağ kur primi ödemeyecek ve başka bir statüden emekli olmamak için türlü oyunların içine girmeyecektir.

Bir tablo ile özetlersek;

Emekli Olma Şartını Sağlamış ve Sadece Yaşı Bekleyen
Çalışmayacaksa
4/a'lı Olarak Çalışacaksa
4/b'li (Bağkurlu) Olarak Çalışacaksa
GSS Primi Alınmasın
Maaşından Kesinti Yapılmasın
Bağkur Primi Ödemesin
İlaç vs. Katkı Payı % 10 Olarak Uygulansın
Alacağı Emekli Maaşı Düşmesin
Emeklilikte Statü Farklılığı Olmasın

İlaç vs. Katkı Payı % 10 Olarak Uygulansın
İlaç vs. Katkı Payı % 10 Olarak Uygulansın

Kayıtdışılık Önlenecektir
Kayıtdışılık Önlenecektir

Sonuç olarak dün de bugün de popülist politikalar ile günü kurtarmak adına ve ülkenin tamamından ziyade belirli bir gruba yarar sağlayan uygulamalar ülke ekonomisine zarar vermiştir. Bunun önüne geçmenin yolu üretim politikalarını benimseyip insanlarımızı üretime, çalışmaya ve tasarrufa yönlendirmek olmalı ve devlet uygulamaları ile vatandaşlarımız özendirilmeli ve desteklenmelidir. Bu sayede hem çalışanlarımıza daha yaşanabilir bir hayat sunabiliriz, hem emeklilikte yaşa takılmak gibi bir mağduriyetimiz olmaz hem de emeklilerimiz emeklilik günlerinde çok daha insanca bir yaşam sürebilirler.

Hasan Volkan ÇEVİK
Mali Müşavir
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...